Pub Date : 2023-12-27DOI: 10.29000/rumelide.1410725
Elif COŞKUN, Banu Bulduk Türkmen
Çocuklar için müze deneyimi, kültürel ve tarihi mirasları keşfetmeleri, hayal güçlerini geliştirmeleri için bir fırsattır. Müzeler çocuklara geçmişin izlerini sürme ve farklı kültürleri anlama fırsatı sunarak onların tarih bilincini artırabilir. Müze deneyimini zenginleştirmeye yönelik müze ziyareti öncesi çocukların okuması için müzenin hikâyesinin anlatıldığı, eserler hakkında bilgilerin ve görsellerin olduğu hikâye kitapları ve müze eserleriyle ilgili etkinliklerin olduğu kitaplar bulunmaktadır. Bu kitapların çocukların müze ziyaretini desteklediği, ön bilgilendirme sağladığı, müzeyi gezmeyi kolaylaştırdığı ve daha ilgiyle gezilmesini sağladığı söylenebilir. Bu çalışma, nitel araştırma yaklaşımını benimseyerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Müzelerin çocuklara yönelik hazırladığı basılı kaynaklar incelenmiştir ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak sunulmuştur. Müzenin kat planını anlatan ve müzeyi gezmeyi kolaylaştıran, müzedeki eserlerin hikayelerini ve eserlerin tanıtımının yapıldığı ve müzedeki eserlerle ilgili etkinliklerin yer aldığı müze çocuk kitapları üç başlıkta sınıflandırılarak incelenmiştir. İnceleme sonucunda kitapların içeriklerinin müzenin bölümlerini tanıtması, müzede yer alan eserler hakkında bilgiler vermesi ve müze ziyaretini desteklemesi açısından etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak çocuklar için yazılan bu kitapların müze gezileri için tanıtıcı ve rehberlik edici nitelikte olduğu ve çocukların hayal güçlerini geliştirdiği, müze eserlerini canlandırarak yaratıcılıklarını kullanmalarını sağladığı da belirlenmiştir. Müze deneyimini destekleyici olduğu ortaya konulan bu kitapların her müze için hazırlanması önerilmektedir.
{"title":"Çocuklara Yönelik Müze Deneyimini Destekleyici Hikâye Kitabı Tasarımları","authors":"Elif COŞKUN, Banu Bulduk Türkmen","doi":"10.29000/rumelide.1410725","DOIUrl":"https://doi.org/10.29000/rumelide.1410725","url":null,"abstract":"Çocuklar için müze deneyimi, kültürel ve tarihi mirasları keşfetmeleri, hayal güçlerini geliştirmeleri için bir fırsattır. Müzeler çocuklara geçmişin izlerini sürme ve farklı kültürleri anlama fırsatı sunarak onların tarih bilincini artırabilir. Müze deneyimini zenginleştirmeye yönelik müze ziyareti öncesi çocukların okuması için müzenin hikâyesinin anlatıldığı, eserler hakkında bilgilerin ve görsellerin olduğu hikâye kitapları ve müze eserleriyle ilgili etkinliklerin olduğu kitaplar bulunmaktadır. Bu kitapların çocukların müze ziyaretini desteklediği, ön bilgilendirme sağladığı, müzeyi gezmeyi kolaylaştırdığı ve daha ilgiyle gezilmesini sağladığı söylenebilir. Bu çalışma, nitel araştırma yaklaşımını benimseyerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Müzelerin çocuklara yönelik hazırladığı basılı kaynaklar incelenmiştir ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi kullanılarak sunulmuştur. Müzenin kat planını anlatan ve müzeyi gezmeyi kolaylaştıran, müzedeki eserlerin hikayelerini ve eserlerin tanıtımının yapıldığı ve müzedeki eserlerle ilgili etkinliklerin yer aldığı müze çocuk kitapları üç başlıkta sınıflandırılarak incelenmiştir. İnceleme sonucunda kitapların içeriklerinin müzenin bölümlerini tanıtması, müzede yer alan eserler hakkında bilgiler vermesi ve müze ziyaretini desteklemesi açısından etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak çocuklar için yazılan bu kitapların müze gezileri için tanıtıcı ve rehberlik edici nitelikte olduğu ve çocukların hayal güçlerini geliştirdiği, müze eserlerini canlandırarak yaratıcılıklarını kullanmalarını sağladığı da belirlenmiştir. Müze deneyimini destekleyici olduğu ortaya konulan bu kitapların her müze için hazırlanması önerilmektedir.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 38","pages":"696-715"},"PeriodicalIF":0.0,"publicationDate":"2023-12-27","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"147921414","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"OA","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Alman folklorunun en önemli ürünlerinden biri olan Grimm Masalları, popülaritesi günümüzde de devam eden, zamanla çocuk edebiyatı bağlamından taşarak sanat dallarında da kendini gösteren anlatılardır. Bilhassa Kırmızı Başlıklı Kız, işleniş yönüyle günümüzde sıklıkla çeşitli alanlarda karşılaşılan bir masal hâline gelmiştir. Edebiyatta postmodernizm, metinlerarasılık bağlamında geleneksel veya yazınsal olan her türlü anlatıyı eklektik düşünceden süzerek metne dâhil etme ilkesini benimsemiştir. Bu anlamda yapı itibarıyla olağanüstü unsurlar barındıran folklorik anlatılar, postmodern edebiyatın yaratmaya çalıştığı gerçeklik dünyası bağlamında oldukça elverişli olduğundan postmodern edebiyatla birlikte yeni görünümlerle edebî metinlerde yerlerini almışlardır. Kaynağı mitlere kadar uzanan Kırmızı Başlıklı Kız, içerdiği semboller, motifler, kavramlar ve masal ile sembolleşen soru-cevap zinciriyle oldukça zengin bir anlatı olması sebebiyle popülaritesinin yanı sıra aynı zamanda işlevsel bir masaldır. Bu zenginliği ve işlevselliğiyle postmodern sanatçıların da dikkatini çeken masal, metinlerarası yöntemlerle postmodern eserlere de taşınmış, hem şekil hem de muhteva bağlamında taklit edilen anlatılardan biri olmuştur. Bu çalışmada Türk edebiyatında postmodern anlayışı benimseyen sanatçılardan İhsan Oktay Anar, Şebnem İşigüzel, Nedim Gürsel ve Mine Söğüt gibi isimlerin eserlerinde yer alan Kırmızı Başlıklı Kız masalının işlevi incelenmiştir. Gerek içerdiği sembol ve motifler gerekse bilinçdışı kavramlarıyla Kırmızı Başlıklı Kız masalının romanlara etkileri, sanatçıların başvurdukları metinlerarası yöntemlerin sebep ve sonuçlarıyla birlikte sunulurken masalın bu esnada geçirdiği dönüşüm ele alınmıştır.
Grimm Masalla是德国民间传说中最重要的产物之一,他也出现在艺术分支中,这些分支现在很流行,与儿童文学联系在一起。事实上,红头已经成为今天在不同地区经常遇到的故事。在文学中,我的后现代主义,我的第一自尊是当我们考虑添加时,将各种传统或书面叙事扩展到额外的文本中。从这个意义上说,包含非凡元素的民俗叙事与后现代文学一起以新的形式发生,因为它们非常接近后现代文学的真实世界。《源头的红头》也是一个作品故事,因为它对答案链有着非常丰富的定义,包括它的符号、主题、概念和故事,以及它的受欢迎程度。Bu zenginliği ve işleveselliğiyle后现代sanatçıların da dikkatiniçeken masal,metinlerasıyöntemlerle后现代eserlere de taşınmış,hemşekil hem de muhteva bağlamında taklit edilen anlatılardan biri olmuştur。在这项研究中,土耳其文学中的红娘子故事作品是基于我不喜欢的后现代艺术家的作品,如Ishan Oktay Anar、Shebnem Music、Nedim Gürsel和Mine story。如果有必要,它所包含的符号和动机已经被用来阅读红娘子小说的小说,艺术家使用文本的方式和结果的呈现,同时故事正在被翻译。
{"title":"Fairy Tales in Postmodern Novels: Little Red Riding Hood","authors":"Özlem Sürücü","doi":"10.21497/sefad.1313180","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313180","url":null,"abstract":"Alman folklorunun en önemli ürünlerinden biri olan Grimm Masalları, popülaritesi günümüzde de devam eden, zamanla çocuk edebiyatı bağlamından taşarak sanat dallarında da kendini gösteren anlatılardır. Bilhassa Kırmızı Başlıklı Kız, işleniş yönüyle günümüzde sıklıkla çeşitli alanlarda karşılaşılan bir masal hâline gelmiştir. Edebiyatta postmodernizm, metinlerarasılık bağlamında geleneksel veya yazınsal olan her türlü anlatıyı eklektik düşünceden süzerek metne dâhil etme ilkesini benimsemiştir. Bu anlamda yapı itibarıyla olağanüstü unsurlar barındıran folklorik anlatılar, postmodern edebiyatın yaratmaya çalıştığı gerçeklik dünyası bağlamında oldukça elverişli olduğundan postmodern edebiyatla birlikte yeni görünümlerle edebî metinlerde yerlerini almışlardır. Kaynağı mitlere kadar uzanan Kırmızı Başlıklı Kız, içerdiği semboller, motifler, kavramlar ve masal ile sembolleşen soru-cevap zinciriyle oldukça zengin bir anlatı olması sebebiyle popülaritesinin yanı sıra aynı zamanda işlevsel bir masaldır. Bu zenginliği ve işlevselliğiyle postmodern sanatçıların da dikkatini çeken masal, metinlerarası yöntemlerle postmodern eserlere de taşınmış, hem şekil hem de muhteva bağlamında taklit edilen anlatılardan biri olmuştur. Bu çalışmada Türk edebiyatında postmodern anlayışı benimseyen sanatçılardan İhsan Oktay Anar, Şebnem İşigüzel, Nedim Gürsel ve Mine Söğüt gibi isimlerin eserlerinde yer alan Kırmızı Başlıklı Kız masalının işlevi incelenmiştir. Gerek içerdiği sembol ve motifler gerekse bilinçdışı kavramlarıyla Kırmızı Başlıklı Kız masalının romanlara etkileri, sanatçıların başvurdukları metinlerarası yöntemlerin sebep ve sonuçlarıyla birlikte sunulurken masalın bu esnada geçirdiği dönüşüm ele alınmıştır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"48031883","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Azerbaycan edebiyatında bedii-belgesel eserlerin ortaya çıkışı diğer Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi, XX. yüzyılın birinci yarısına tesadüf eder. Anı-otobiyografik eserlerde yazarın ya bütün yaşamı ya da hayatının belirli bir kısmı kendi yansısını bulmaktadır. Çocukluk dönemini yansıtan anı-otobiyografik romanlar özellikle ilgiyi çekmektedir. Makalede, edebi-belgesel basın örneklerinin analizi sırasında konuyla ilgili farklı modeller incelenmiş, söz konusu eserlerdeki tip modelleri, mekân, zaman özellikleri ele alınmıştır. Sovyetler döneminde yazılan eserlerde boşa harcanan, yok edilen çocukluk yıllarının tasvirinin yerine ferahlatıcı Sovyet hayatı anlatılmış olmakla birlikte, muhacir edebiyatında ve post-Sovyet döneminin ilk aşamalarında aileleri Sovyet hükûmetince takibe maruz kalan yazarların anılarında (1990’lı yıllarda) çocukluk dönemi “kaybedilmiş cennet” olarak betimlenmektedir. Çünkü kurgusal romanlar genelde yazarlarca devletin siparişiyle yazılarak yeni egemenliğin eskisinden daha iyi olduğunu göstermek için bir araç olarak düşünülmüştü ve bu eserlerde söz konusu yeni devletin övülmesi, eskisinin eleştirilmesiydi. Post-Sovyet döneminde, 2000’li yıllardan başlayarak geleneksel olarak öze dönüş gözlemlenmekte ve anı-otobiyografik eserlerde gerçeği açıklamak – itiraflar yer almaktadır. Natık Resulzade’nin “Golfstrim,” Ali Amirli’nin “Ağdam’da neyim kaldı?” gibi kurgusal romanlarından yazarların kendi hayatlarının acılı, ağrılı anlarını yazıya dökmekle çocukluklarında yaşadıkları zorlukları sanki omuzlarından atmaya, onlardan kurtulmaya çalıştıkları görülüyor. Araştırmada teorik-tipolojik ve tarihsel-karşılaştırmalı analiz yöntemleri kullanılmıştır.
与阿塞拜疆文学一样,两部文献作品出现在其他苏联共和国XX。yüzyılın birinci yarısına tesadüf eder。写或找到生活的某一部分是自传的一部分。记忆自传小说对童年特别感兴趣。在本文中,在分析书面文献印刷模型的过程中,分析了不同的模型,并考虑了模型的类型、空间和时间特征。尽管苏联的生活不是几十年的毁灭,而是被描述为苏联时代令人耳目一新的苏联生活,在后苏联社论和后苏联时代的第一阶段,在被苏联政府伤害的作家的记忆中,父母被认定为“失落的天堂”。因为虚构小说通常被认为是一种工具,表明国家的写作命令比前帝国更好,而在这些作品中,对新国家的赞扬受到了前者的批评。在后苏联时代,自2000年以来,备忘录自传体作品中对真相的自我监督和解释一直在进行。Ali Amirli说,像《Golfstrim》这样的作家,“八月还剩下什么?”似乎正试图通过写下他们生活中的痛苦和痛苦时刻来摆脱他们的孩子。研究采用了理论类型和历史比较分析方法。
{"title":"Аzerbaycan Edebiyatı Örneğinde Anı Türünde Çocukluk Konusu: Sovyet ve Post-Sovyet Dönemi Deneyimi","authors":"Lala Hasanova","doi":"10.21497/sefad.1313175","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313175","url":null,"abstract":"Azerbaycan edebiyatında bedii-belgesel eserlerin ortaya çıkışı diğer Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi, XX. yüzyılın birinci yarısına tesadüf eder. Anı-otobiyografik eserlerde yazarın ya bütün yaşamı ya da hayatının belirli bir kısmı kendi yansısını bulmaktadır. Çocukluk dönemini yansıtan anı-otobiyografik romanlar özellikle ilgiyi çekmektedir. Makalede, edebi-belgesel basın örneklerinin analizi sırasında konuyla ilgili farklı modeller incelenmiş, söz konusu eserlerdeki tip modelleri, mekân, zaman özellikleri ele alınmıştır. Sovyetler döneminde yazılan eserlerde boşa harcanan, yok edilen çocukluk yıllarının tasvirinin yerine ferahlatıcı Sovyet hayatı anlatılmış olmakla birlikte, muhacir edebiyatında ve post-Sovyet döneminin ilk aşamalarında aileleri Sovyet hükûmetince takibe maruz kalan yazarların anılarında (1990’lı yıllarda) çocukluk dönemi “kaybedilmiş cennet” olarak betimlenmektedir. Çünkü kurgusal romanlar genelde yazarlarca devletin siparişiyle yazılarak yeni egemenliğin eskisinden daha iyi olduğunu göstermek için bir araç olarak düşünülmüştü ve bu eserlerde söz konusu yeni devletin övülmesi, eskisinin eleştirilmesiydi. Post-Sovyet döneminde, 2000’li yıllardan başlayarak geleneksel olarak öze dönüş gözlemlenmekte ve anı-otobiyografik eserlerde gerçeği açıklamak – itiraflar yer almaktadır. Natık Resulzade’nin “Golfstrim,” Ali Amirli’nin “Ağdam’da neyim kaldı?” gibi kurgusal romanlarından yazarların kendi hayatlarının acılı, ağrılı anlarını yazıya dökmekle çocukluklarında yaşadıkları zorlukları sanki omuzlarından atmaya, onlardan kurtulmaya çalıştıkları görülüyor. Araştırmada teorik-tipolojik ve tarihsel-karşılaştırmalı analiz yöntemleri kullanılmıştır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712366","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Chaos theory has emerged as a controversial scientific theory in the world of physics contrasting with the settled Newtonian theory supporting that the world and the universe have determinist and linear characteristics working in a regular and predictable way in the basis of causalities. Chaos theory offers the new world non-linearity, unpredictability, Fractal geometry against Euclid geometry and dependence on initial conditions. This theory born in physics has caused an enormous impact on social sciences, as well. Literature as the close follower of up-to-date theories and movements cannot keep away itself from this new theory. Numerous studies have been carried out in the West to interpret literary texts from different aspects –thematically or structurally- based on Chaos theory. This article aims to analyze Caryl Churchill’s Mad Forest issuing the Romanian Revolution from a modernist and surrealist way via key terms of Chaos theory with respect to theme and structure. Thus, Chaos theory and its key terms will be defined and its applications on literature will be discussed from different perspectives. Finally, Mad Forest will be analyzed regarding some key elements such as order within disorder, nonlinearity and dependence on initial conditions presented by perspectives of Chaos theory.
{"title":"Teleorman’da Delilik: Kaos ve Düzen","authors":"Eda Bayrakci","doi":"10.21497/sefad.1313169","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313169","url":null,"abstract":"Chaos theory has emerged as a controversial scientific theory in the world of physics contrasting with the settled Newtonian theory supporting that the world and the universe have determinist and linear characteristics working in a regular and predictable way in the basis of causalities. Chaos theory offers the new world non-linearity, unpredictability, Fractal geometry against Euclid geometry and dependence on initial conditions. This theory born in physics has caused an enormous impact on social sciences, as well. Literature as the close follower of up-to-date theories and movements cannot keep away itself from this new theory. Numerous studies have been carried out in the West to interpret literary texts from different aspects –thematically or structurally- based on Chaos theory. This article aims to analyze Caryl Churchill’s Mad Forest issuing the Romanian Revolution from a modernist and surrealist way via key terms of Chaos theory with respect to theme and structure. Thus, Chaos theory and its key terms will be defined and its applications on literature will be discussed from different perspectives. Finally, Mad Forest will be analyzed regarding some key elements such as order within disorder, nonlinearity and dependence on initial conditions presented by perspectives of Chaos theory.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"47718025","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Osmanlı Devleti, mimarlık tarihi boyunca halkın inanç, eğitim, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına hizmet eden yapıları yerleşim yerinin merkezini belirleyecek şekilde bir arada programlamayı bir gelenek haline getirmiştir. İnşa sürecini aynı zamanda ilerlettikleri büyük programlı külliyeler ile farklı zamanlarda ihtiyaca göre eklenen daha küçük ölçekli binalarla genişletilen manzumeler, payitaht kentlerdeki kadar büyük olmasa da Anadolu’nun her yerinde mimariye kazandırılmıştır. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve limanlarının varlığı ile uluslararası iletişime açık olan Trabzon, devletin önemli ihtiyaçlarını gideren bir kent olduğu için mimari birikimin de yoğun olduğu kentler arasında yerini almıştır. 1461’de fethedilmesinden sonra özellikle kentin yönetim merkezinde Gülbahar Hatun (1514), İskender Paşa (1529) gibi cami, medrese, imaret, kütüphane, çeşme gibi birkaç yapının bir araya getirildiği yapı toplulukları inşa edilmiştir. 20. yüzyıla kadar süreklilik arz ederek devam eden bu yapılaşma, Trabzon’da kırsal kesimlerde de yaygınlaşmış, özellikle 19. yüzyılda cami, medrese, çeşme, imam/müderris evi gibi yapılar bir araya getirilerek birkaç köyün hizmetine sunulan kompleksler inşa edilmiştir. Bunlardan birisi de 19. yüzyılın ikinci yarısında Tonya ilçesi Kozluca Mahallesi’nde inşa edilen cami ve imam evi ile daha sonra eklenen medrese ile hizmet boyutu genişletilen Kozluca Manzumesi’dir. Bu eserler, cami ve medrese birlikteliği ile ibadet ve eğitim merkezlerinin bir arada bulunmasına yerel bir örnek teşkil ettiği için bu çalışmaya konu olarak seçilmiştir. Mimari ve süsleme özellikleri irdelenerek hem geç dönem Osmanlı mimarisinin özellikleri hem de Trabzon’un yerel mimari karakterinin eserlere ne şekilde yansıdığını tespit etmek amaçlanmıştır.
{"title":"An Example of Late Ottoman Buildings from Trabzon: Tonya/Kozluca Architectural Manzumes","authors":"Raziye Çiğdem Önal","doi":"10.21497/sefad.1313280","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313280","url":null,"abstract":"Osmanlı Devleti, mimarlık tarihi boyunca halkın inanç, eğitim, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına hizmet eden yapıları yerleşim yerinin merkezini belirleyecek şekilde bir arada programlamayı bir gelenek haline getirmiştir. İnşa sürecini aynı zamanda ilerlettikleri büyük programlı külliyeler ile farklı zamanlarda ihtiyaca göre eklenen daha küçük ölçekli binalarla genişletilen manzumeler, payitaht kentlerdeki kadar büyük olmasa da Anadolu’nun her yerinde mimariye kazandırılmıştır. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve limanlarının varlığı ile uluslararası iletişime açık olan Trabzon, devletin önemli ihtiyaçlarını gideren bir kent olduğu için mimari birikimin de yoğun olduğu kentler arasında yerini almıştır. 1461’de fethedilmesinden sonra özellikle kentin yönetim merkezinde Gülbahar Hatun (1514), İskender Paşa (1529) gibi cami, medrese, imaret, kütüphane, çeşme gibi birkaç yapının bir araya getirildiği yapı toplulukları inşa edilmiştir. 20. yüzyıla kadar süreklilik arz ederek devam eden bu yapılaşma, Trabzon’da kırsal kesimlerde de yaygınlaşmış, özellikle 19. yüzyılda cami, medrese, çeşme, imam/müderris evi gibi yapılar bir araya getirilerek birkaç köyün hizmetine sunulan kompleksler inşa edilmiştir. Bunlardan birisi de 19. yüzyılın ikinci yarısında Tonya ilçesi Kozluca Mahallesi’nde inşa edilen cami ve imam evi ile daha sonra eklenen medrese ile hizmet boyutu genişletilen Kozluca Manzumesi’dir. Bu eserler, cami ve medrese birlikteliği ile ibadet ve eğitim merkezlerinin bir arada bulunmasına yerel bir örnek teşkil ettiği için bu çalışmaya konu olarak seçilmiştir. Mimari ve süsleme özellikleri irdelenerek hem geç dönem Osmanlı mimarisinin özellikleri hem de Trabzon’un yerel mimari karakterinin eserlere ne şekilde yansıdığını tespit etmek amaçlanmıştır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712062","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu çalışmada Hobbes’un özgürlükle ilgili düşünceleri beş önerme üzerinden temellendirilmiştir. Ontolojik açıdan özgürlüğün imkansızlığı, özgürlüğün barışa özdeş sayılması, iradenin yokluğu ve engellerin yokluğu ilkeleri üzerinden özgürlük kavramının tanımlanması ve son olarak özgürlükle özyönetim arasındaki bağlantının reddedilmesi bahsi geçen temel tezleri özetler. Makalenin temel iddiası özgürlük üzerine pek çok meseleyi aynı anda temellendiren Hobbes’un bireyci doğal hak perspektifinden hiçbir zaman vazgeçmediği yönündedir. Bu bağlamda devletçi Hobbes’un negatif özgürlüğü aynı zamanda devlete karşı bir özgürlüktür. Ayrıca engellerin yokluğu üzerine kavramlaştırma daha sonra negatif özgürlüğe dönüşecek olan perspektifin ilk halini ortaya koyar. Bu bağlamda Hobbes’un özgürlüğe bakışıyla negatif özgürlükçü hassasiyeti benimsemiş liberalizmin özgürlüğe bakışı arasında ciddi bir paralellik vardır. Düşünürün hukuk ve demokrasi karşıtı önermeleri ise kamusal alan karşısında özel alana üstünlük tanıyan bir yorumlama tarzının ürünü gibi durur. Hobbes demokrasi olmadan da özgürlüğün olabileceğini iddia ederken sadece döneminin cumhuriyetçi düşünürlerine yanıt vermez aynı zamanda siyaset ile özgürlük arasındaki bağlantıyı kopararak özgürlüğü doğal hakkın bir türevi haline getirir.
{"title":"Five Propositions on Freedom in Hobbes’s Philosophy","authors":"Armağan Öztürk","doi":"10.21497/sefad.1313295","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313295","url":null,"abstract":"Bu çalışmada Hobbes’un özgürlükle ilgili düşünceleri beş önerme \u0000üzerinden temellendirilmiştir. Ontolojik açıdan özgürlüğün \u0000imkansızlığı, özgürlüğün barışa özdeş sayılması, iradenin yokluğu ve \u0000engellerin yokluğu ilkeleri üzerinden özgürlük kavramının \u0000tanımlanması ve son olarak özgürlükle özyönetim arasındaki \u0000bağlantının reddedilmesi bahsi geçen temel tezleri özetler. Makalenin \u0000temel iddiası özgürlük üzerine pek çok meseleyi aynı anda \u0000temellendiren Hobbes’un bireyci doğal hak perspektifinden hiçbir \u0000zaman vazgeçmediği yönündedir. Bu bağlamda devletçi Hobbes’un \u0000negatif özgürlüğü aynı zamanda devlete karşı bir özgürlüktür. Ayrıca \u0000engellerin yokluğu üzerine kavramlaştırma daha sonra negatif \u0000özgürlüğe dönüşecek olan perspektifin ilk halini ortaya koyar. Bu \u0000bağlamda Hobbes’un özgürlüğe bakışıyla negatif özgürlükçü \u0000hassasiyeti benimsemiş liberalizmin özgürlüğe bakışı arasında ciddi \u0000bir paralellik vardır. Düşünürün hukuk ve demokrasi karşıtı \u0000önermeleri ise kamusal alan karşısında özel alana üstünlük tanıyan \u0000bir yorumlama tarzının ürünü gibi durur. Hobbes demokrasi \u0000olmadan da özgürlüğün olabileceğini iddia ederken sadece \u0000döneminin cumhuriyetçi düşünürlerine yanıt vermez aynı zamanda \u0000siyaset ile özgürlük arasındaki bağlantıyı kopararak özgürlüğü doğal \u0000hakkın bir türevi haline getirir.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712177","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
This study mainly applies Lawrence Buell’s environmental criticism to study the urban environment in J. G. Ballard’s short stories from two aspects: the environmental problems and humankind’s failed resistances to them. Through studying these aspects, the paper discloses Ballard’s reproof of the industrial society’s disrespect towards nature and his ecological concerns over the development of both the environment and the human being. The paper will study the status of the urban environment from two angles: the absence of green landscape and the prevalence of pollution. The paper will interpret how the characters attempt to resist the predicaments but end up in failures. Though their attempts do not succeed, seeing from Buell’s theory, this kind of pessimistic extremity in Ballard’s imagination could also reflect his determination of arousing readers’ awe in facing nature and their consciousness of environmental protection. By stressing the environmental predicaments, humankind’s crises under the predicaments, and the futile resistances, Ballard’s urban short stories express a profound ecological concern with the urban environment and humanity’s existential status.
{"title":"Environmental Crisis in Urban Areas in J. G. Ballard’s Short Stories","authors":"Barış Ağir","doi":"10.21497/sefad.1313153","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313153","url":null,"abstract":"This study mainly applies Lawrence Buell’s environmental criticism to study the urban environment in J. G. Ballard’s short stories from two aspects: the environmental problems and humankind’s failed resistances to them. Through studying these aspects, the paper discloses Ballard’s reproof of the industrial society’s disrespect towards nature and his ecological concerns over the development of both the environment and the human being. The paper will study the status of the urban environment from two angles: the absence of green landscape and the prevalence of pollution. The paper will interpret how the characters attempt to resist the predicaments but end up in failures. Though their attempts do not succeed, seeing from Buell’s theory, this kind of pessimistic extremity in Ballard’s imagination could also reflect his determination of arousing readers’ awe in facing nature and their consciousness of environmental protection. By stressing the environmental predicaments, humankind’s crises under the predicaments, and the futile resistances, Ballard’s urban short stories express a profound ecological concern with the urban environment and humanity’s existential status.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712274","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Osmanlı Devleti’nin her yönden yükseliş dönemi olan Kanunî dönemi klasik Türk edebiyatının Bâkî, Fuzûlî, Zâtî, Hayâlî, Taşlıcalı Yahya, Lâmiî Çelebi gibi tanınmış şairlerinin yaşadığı bir yüzyıl olmuştur. Döneminin şairlerini seferlerde dahi beraberinde götürüp caizelerle desteklemekten geri durmayan Kanunî, hamilik geleneğini de layıkıyla yerine getirmiştir. Ne var ki döneminin iki paşası Rüstem Paşa ve Ayas Paşa bu geleneği yerine getirmedikleri gibi şairlere bağlanan ulufe, salyâne gibi gelirleri de kesmiştir. Rüstem Paşa Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi hadisesinde dahli olduğu düşüncesiyle katil olayının tarihine mekr-i Rüstem şeklinde tarih düşürülmüş devlet adamıdır. Kaynaklarda iyi tedbir sahibi, tutumlu, zengin, yararlı düşünceli gibi sıfatlarla tavsif edilmiş aynı zamanda “şairlerden hoşlanmayan” ifadesi de kendisi için kullanılmıştır. Ayas Paşa ise “saltanata yararları olmadığı” düşüncesiyle şairlere ödenek ayrılmasının gereksiz olduğunu savunmuştur. Çalışmamız bu görüşleri sebebiyle Kanunî döneminin bu iki veziriazamının öfkesine maruz kalıp himaye geleneğinden mahrum bırakılan şairlerimizi incelemeyi ve himayenin şiir sanatı üzerindeki etkisini analiz etmeyi esas almaktadır.
奥斯曼帝国的土耳其古典文学从世界各个角落兴起,至今已有一个世纪的历史,并生活在一系列诗歌中,如巴基、福齐、祖提、哈亚尔、塔吉克斯坦叶海亚和拉米切莱比。这项法律并没有停止对女王的支持,也遵循了怀孕的习俗。Ne var ki döneminin iki paşasıRüstem paşa ve Ayas paşb geleneği yerine getermedikleri gibişairere bağlanan ulufe,salyâNe gibi gellereri de kesmiştir。Rüstem PaşaŞehzade是一部谋杀Mustafa的历史,Mustafa是该州的一名男子,被以软屋顶的形式埋葬。Kaynaklada iyi tedbir sahibi、tutumlu、zengin、yararlıdüşünceli gibi sıfatlarla tavsif edilmişaynızamanda“şairlerden hoşlanmayan”ifdesi de kendisi için kullanılmıştır。Moon Paşa认为,有必要用“无利可图”的思想来偿还诗歌。我们在这些讨论中的工作是审查我们的诗歌,并分析诗歌对法律艺术的影响,法律艺术受到这两个联盟的愤怒的影响,并因援助传统而蒙羞。
{"title":"Kanunî’nin Şiir ve Şair Sevmeyen Paşaları: Rüstem Paşa ve Ayas Paşa","authors":"Vesile ALBAYRAK SAK","doi":"10.21497/sefad.1313184","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313184","url":null,"abstract":"Osmanlı Devleti’nin her yönden yükseliş dönemi olan Kanunî dönemi klasik Türk edebiyatının Bâkî, Fuzûlî, Zâtî, Hayâlî, Taşlıcalı Yahya, Lâmiî Çelebi gibi tanınmış şairlerinin yaşadığı bir yüzyıl olmuştur. Döneminin şairlerini seferlerde dahi beraberinde götürüp caizelerle desteklemekten geri durmayan Kanunî, hamilik geleneğini de layıkıyla yerine getirmiştir. Ne var ki döneminin iki paşası Rüstem Paşa ve Ayas Paşa bu geleneği yerine getirmedikleri gibi şairlere bağlanan ulufe, salyâne gibi gelirleri de kesmiştir. Rüstem Paşa Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi hadisesinde dahli olduğu düşüncesiyle katil olayının tarihine mekr-i Rüstem şeklinde tarih düşürülmüş devlet adamıdır. Kaynaklarda iyi tedbir sahibi, tutumlu, zengin, yararlı düşünceli gibi sıfatlarla tavsif edilmiş aynı zamanda “şairlerden hoşlanmayan” ifadesi de kendisi için kullanılmıştır. Ayas Paşa ise “saltanata yararları olmadığı” düşüncesiyle şairlere ödenek ayrılmasının gereksiz olduğunu savunmuştur. Çalışmamız bu görüşleri sebebiyle Kanunî döneminin bu iki veziriazamının öfkesine maruz kalıp himaye geleneğinden mahrum bırakılan şairlerimizi incelemeyi ve himayenin şiir sanatı üzerindeki etkisini analiz etmeyi esas almaktadır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"210 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712407","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Karapapak / Terekeme Türklerinin tarihleriyle ilgili bilgileri, arşiv belgelerine dayanan verilerle takip etmek mümkündür. Bu, Karapapak / Terekemelerin bugünkü Gürcistan ve civarını çok eski tarihlerden beri yurt tuttuklarını gösterir. Büyük oranda Selçukluların Gürcistan’ı fethiyle Müslüman olan Karapapak / Terekemelerin, bulundukları bölgenin geçiş güzergâhı olması dolayısıyla Oğuz ve Kıpçak Türklerinin kaynaşmasıyla oluştukları dile getirilmiştir. Ancak özellikle Gürcistan’ın Borçalı bölgesinde yaşayan Karapapak / Terekeme Türkleri kendilerini Kıpçak Türk’ü olarak tanımlarlar. Kars ve Ardahan’da yaşamlarını sürdüren Karapapak / Terekeme Türkleri ağzı, Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili tasniflerde Doğu grubu içinde yer alan Kars ili ağızlarının bir alt kolu olarak ele alınmaktadır. Karapapak / Terekeme ağzı; ses, yapı ve söz varlığı özellikleri itibarıyla ilgi çekici veriler barındırmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’de büyük oranda Kars ve Ardahan’da yaşayan Karapapak / Terekeme Türkleri hakkında genel bilgiler verilerek kısaca onların ağız özelliklerine değinilecek, çalışmanın ana konusuna bağlı olarak Ardahan’ın Çıldır ilçesinin köylerindeki Karapapak / Terekeme ağzındaki ünlü uyumları ve ünlü uyumlarında yaşanan bozulma ve bozulma eğilimleri örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda Çıldır Karapapak / Terekeme ağzı, her iki uyum için sağlam özellikler sergilese de zaman zaman ünlü uyumlarında bozulma ve yarım kalma hadiselerinin olduğu tespit edilmiştir. İncelemede yer verilen örnek kelimeler, tarafımızca ilgili yörelerde yapılan derlemelere dayanmaktadır.
Karapapak/Translation Turks可以根据档案跟踪数据。这表明卡拉帕帕克从希腊很古老的时候起就一直居住在希腊各地。Büyük oranda Selçukluların Gürcistan’ıfethiyle Müslüman olan Karapapak/Terekemelerin,bulunduklarıBölgenin geçişGüzergâhıolmasıdolayısıyla Oğuz ve kıpçak土耳其勒宁kaynaşmasıyla-oluştuklarıdile getirilmiştir。然而,居住在土耳其湾的卡拉帕帕克/泰瑞克梅土耳其人被称为Kıpçak Turkey。Kars和Ardahan被视为Kars的下臂或土耳其山脉的河口,土耳其山脉位于东群。卡拉帕帕克/翻译口;音频、结构和词汇特征包括有吸引力的数据。在这项研究中,居住在卡尔斯和阿尔达汉的卡拉帕帕克/泰瑞克梅土耳其人很快就会改变主意,向他们提供有关土耳其的信息。除了主要的工作外,卡拉帕帕克/泰瑞克姆的Ardahan村也试图展示其著名的睡眠中断和紊乱趋势的例子。研究结果表明,新鲜卡拉帕帕克/Terapeutic口腔表明,在著名的睡眠和一半的休息时间之间存在时间间隔。研究中给出的单词示例是基于我们周围的争论。
{"title":"Vowel Harmony and Vowel Harmony Irregularities on The Karapapak / Terekeme Dialect of Cildir, Ardahan","authors":"Bahadır Güneş","doi":"10.21497/sefad.1313151","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313151","url":null,"abstract":"Karapapak / Terekeme Türklerinin tarihleriyle ilgili bilgileri, arşiv belgelerine dayanan verilerle takip etmek mümkündür. Bu, Karapapak / Terekemelerin bugünkü Gürcistan ve civarını çok eski tarihlerden beri yurt tuttuklarını gösterir. Büyük oranda Selçukluların Gürcistan’ı fethiyle Müslüman olan Karapapak / Terekemelerin, bulundukları bölgenin geçiş güzergâhı olması dolayısıyla Oğuz ve Kıpçak Türklerinin kaynaşmasıyla oluştukları dile getirilmiştir. Ancak özellikle Gürcistan’ın Borçalı bölgesinde yaşayan Karapapak / Terekeme Türkleri kendilerini Kıpçak Türk’ü olarak tanımlarlar. Kars ve Ardahan’da yaşamlarını sürdüren Karapapak / Terekeme Türkleri ağzı, Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili tasniflerde Doğu grubu içinde yer alan Kars ili ağızlarının bir alt kolu olarak ele alınmaktadır. Karapapak / Terekeme ağzı; ses, yapı ve söz varlığı özellikleri itibarıyla ilgi çekici veriler barındırmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’de büyük oranda Kars ve Ardahan’da yaşayan Karapapak / Terekeme Türkleri hakkında genel bilgiler verilerek kısaca onların ağız özelliklerine değinilecek, çalışmanın ana konusuna bağlı olarak Ardahan’ın Çıldır ilçesinin köylerindeki Karapapak / Terekeme ağzındaki ünlü uyumları ve ünlü uyumlarında yaşanan bozulma ve bozulma eğilimleri örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda Çıldır Karapapak / Terekeme ağzı, her iki uyum için sağlam özellikler sergilese de zaman zaman ünlü uyumlarında bozulma ve yarım kalma hadiselerinin olduğu tespit edilmiştir. İncelemede yer verilen örnek kelimeler, tarafımızca ilgili yörelerde yapılan derlemelere dayanmaktadır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68712228","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Anlatmaya dayalı türler içinde gerçek ya da gerçeğe yakın olayların aktarıldığı halk hikâyeleri, toplumsal hafızanın yüzyıllar boyunca sonraki kuşaklara bıraktığı kültür mirasları olarak görülmektedir. Bu anlatılar edebî ve tarihî değerleri bakımından son derece kıymetli bir o kadar da zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmada, kültürel bellekte yer etmiş olan Tahir ile Zühre hikâyesi, 1952 yapımı “Tahir ile Zühre” filmi ve çağdaş tiyatro örneği “Tahir ile Zühre” oyunu mukayese edilecektir. Bu karşılaştırmada ilk önce Tahir ile Zühre hikâyesi incelenecek, motifler ve epizotlar bağlamında anlatı aktarılacaktır. Ardından Ömer Lütfi Akad’ın yazdığı ve yönettiği, başrollerini Sezer Sezin ile Kenan Artun'un paylaştığı “Tahir ile Zühre” filminin olay örgüsü sunulacaktır. Son olarak Hayrettin Filiz’in kaleme almış olduğu “Tahir ile Zühre” tiyatrosu bu çerçevede değerlendirildikten sonra anlatıların metinlerarasılık bağlamında uyarlama, esinlenme, yeniden yaratma yönünden mukayesesi yapılacaktır. Anlatının çeşitli formlarda yeniden yazılması etrafında ana motiflerin yeni metinlere yansıması tahlil edilecektir. Çalışmada Tahir ile Zühre hikâyesinin dönüşüm süreci, hikâyeden sinemaya, sinemadan tiyatroya anlatının değişim serüvenini aktarılacaktır.
人们被转移到真相或真相中的故事被视为社会记忆留下了数百年的文化遗产。这些叙述内容丰富,极具价值和可靠性。Çalışmada,kültürel bellekte yer etmişolan Tahir ile Zühre hikâyesi,1952年拍摄的《Zühle》是一部电影。这种比较的第一次是探索塔希尔和祖尔的故事,并将主题和情节联系起来。之后,Ömer Lütfi Akad为Sezer Sezin和Kenan Artun的“Tahir and Zuhre”电影撰写并指导了他的领导。最后,在对Hayrett绘制的“Tahir and Zuhre”剧院进行评估后,剧院将用于警告、鼓励和重建文本链接。主要主题的修改将以各种形式的陈述进行分析,以反映新的文本。在工作中,Tahir和Zuhre故事的翻译过程将转移到电影、剧院和剧院。
{"title":"Hikâye, Sinema ve Çağdaş Tiyatro Bağlamında Bir Halk Anlatısı: Tahir ile Zühre","authors":"M. Ceylan","doi":"10.21497/sefad.1313176","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1313176","url":null,"abstract":"Anlatmaya dayalı türler içinde gerçek ya da gerçeğe yakın olayların aktarıldığı halk hikâyeleri, toplumsal hafızanın yüzyıllar boyunca sonraki kuşaklara bıraktığı kültür mirasları olarak görülmektedir. Bu anlatılar edebî ve tarihî değerleri bakımından son derece kıymetli bir o kadar da zengin bir içeriğe sahiptir. Çalışmada, kültürel bellekte yer etmiş olan Tahir ile Zühre hikâyesi, 1952 yapımı “Tahir ile Zühre” filmi ve çağdaş tiyatro örneği “Tahir ile Zühre” oyunu mukayese edilecektir. Bu karşılaştırmada ilk önce Tahir ile Zühre hikâyesi incelenecek, motifler ve epizotlar bağlamında anlatı aktarılacaktır. Ardından Ömer Lütfi Akad’ın yazdığı ve yönettiği, başrollerini Sezer Sezin ile Kenan Artun'un paylaştığı “Tahir ile Zühre” filminin olay örgüsü sunulacaktır. Son olarak Hayrettin Filiz’in kaleme almış olduğu “Tahir ile Zühre” tiyatrosu bu çerçevede değerlendirildikten sonra anlatıların metinlerarasılık bağlamında uyarlama, esinlenme, yeniden yaratma yönünden mukayesesi yapılacaktır. Anlatının çeşitli formlarda yeniden yazılması etrafında ana motiflerin yeni metinlere yansıması tahlil edilecektir. Çalışmada Tahir ile Zühre hikâyesinin dönüşüm süreci, hikâyeden sinemaya, sinemadan tiyatroya anlatının değişim serüvenini aktarılacaktır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2023-06-20","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"49271975","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}