British political drama of the 1980s was heavily under the influence of Margaret Thatcher’s government and its policies which were introduced to the economy and which diffused into every domain of public life. Political dramatists could not respond immediately to the abrupt changes that occured in social and political life at the beginning of the decade. They got prolific only in the second half of the decade and dared to display the influence of Thatcher’s government not only on the state institutions but also on the private lives of the people. One of the foregoing political dramatists, David Hare, in the 1980s, looked back on his dramaturgy and revised it in tune with the requirements of this new decade. As a result, in The Secret Rapture, staged in 1988, Hare dwells upon the state politics as insinuated into people’s private lives rather than directly criticise it. Moreover, Hare contrasts, in the play, the dominant values of the present decade, in social and private terms, with those embraced in the previous decade. Then, he creates a new moral-religious alternative by the help of the protagonist Isobel in clash with the economical-religious attitude endorsed by Thatcher’s Britain.
{"title":"David Hare’s Proposal of an Alternative Religion to Object to the Commercial Religion of Thatcherism","authors":"Tuba Ağkaş Özcan","doi":"10.21497/sefad.1218394","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218394","url":null,"abstract":"British political drama of the 1980s was heavily under the influence of Margaret Thatcher’s government and its policies which were introduced to the economy and which diffused into every domain of public life. Political dramatists could not respond immediately to the abrupt changes that occured in social and political life at the beginning of the decade. They got prolific only in the second half of the decade and dared to display the influence of Thatcher’s government not only on the state institutions but also on the private lives of the people. One of the foregoing political dramatists, David Hare, in the 1980s, looked back on his dramaturgy and revised it in tune with the requirements of this new decade. As a result, in The Secret Rapture, staged in 1988, Hare dwells upon the state politics as insinuated into people’s private lives rather than directly criticise it. Moreover, Hare contrasts, in the play, the dominant values of the present decade, in social and private terms, with those embraced in the previous decade. Then, he creates a new moral-religious alternative by the help of the protagonist Isobel in clash with the economical-religious attitude endorsed by Thatcher’s Britain.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711026","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Türk ve Rus kültür tarihi boyunca akla ilk gelen manalarının dışında renklere (kara, al, kızıl, sarı, yeşil, mavi vb.) muhtelif anlamlar yüklenilmiştir. Söz konusu renklerin en önde gelenlerinden biri de beyaz/ak’tır. Bu çalışmada, kültürel ve anlam bilimsel yaklaşımlarla ak renginin Türk ve Rus kültürlerindeki sembolik anlamlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda, öncelikle ak renginin Türk ve Rus kültür katmanlarında sembolik bir değer olarak kullanıldığı yerlere kısaca değinilmiştir. Ardından karşılaştırmalı analiz yöntemiyle her iki dilin söz varlıklarında bulunan, insanı niteleyen, içinde ak sözcüğü geçen söz ve söz öbeklerindeki sembolik anlamlarının tespiti yapılmıştır. Ayrıca, söz konusu kültürlerde belirlenen sembolik anlamların ne ölçüde benzeştikleri ya da birbirlerinden ne denli uzaklaştıkları ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda, ak rengin bu iki kültürdeki sembolik anlamlarının çoğunlukla birbirleriyle benzeştiği, ancak az sayıda da olsa bazı farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Türk kültüründe ak rengin yalnızca olumlu anlamlar taşıdığı, Ruslarda ise beyazın hem olumlu hem de olumsuz anlamlarının olduğu saptanmıştır. Renklerin sembolik anlamları üzerine ülkemizde bu iki kültürü karşılaştıran nerdeyse hiçbir çalışmanın yapılamamış olması kültür bilimi ve anlam bilimi alanında ciddi bir boşluk meydana getirmiştir. Bu sebeple bu çalışma daha sonraki araştırmalar için bir ön adım olma niteliğindedir.
Türk ve Rus kültür tarihi boyunca akla ilk gelen manalarının dışında renklere(kara,al,kızıl,sarı,yeşil,mavi vb.)。这个词最重要的颜色之一是白色。在这部作品中,色彩在土耳其和俄罗斯文化中的象征意义以文化和有意义的方式得到了强调。在这一点上,白色在土耳其和俄罗斯文化中的起源并不局限于它被用作象征的地方。以下是每种语言的单词中的一组符号,它定义了人类,并强调了单词所使用的单词和短语。关于文化的词也已经发表,象征意义相似,但它们之间的差异程度不同。调查结果表明,白色与这两种文化中的大多数符号相似,但至少存在差异。Ayrıca,Türk kültüründe ak rengin yalnızca olumlu anlamlar taşıdığı,Ruslarda ise beyazın hem olumlu hem de olumsuz anlamlarının olduğu saptanmışTır。颜色的象征意义在文化科学和科学领域造成了严重的差距,将这两种文化与我国进行了比较。这就是为什么它是进一步研究的优先事项。
{"title":"Türk ve Rus Kavram Sisteminde Sembolik Bir Değer olarak “Beyaz/Ak’’","authors":"H. Saraç","doi":"10.21497/sefad.1218352","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218352","url":null,"abstract":"Türk ve Rus kültür tarihi boyunca akla ilk gelen manalarının dışında renklere (kara, al, kızıl, sarı, yeşil, mavi vb.) muhtelif anlamlar yüklenilmiştir. Söz konusu renklerin en önde gelenlerinden biri de beyaz/ak’tır. Bu çalışmada, kültürel ve anlam bilimsel yaklaşımlarla ak renginin Türk ve Rus kültürlerindeki sembolik anlamlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda, öncelikle ak renginin Türk ve Rus kültür katmanlarında sembolik bir değer olarak kullanıldığı yerlere kısaca değinilmiştir. Ardından karşılaştırmalı analiz yöntemiyle her iki dilin söz varlıklarında bulunan, insanı niteleyen, içinde ak sözcüğü geçen söz ve söz öbeklerindeki sembolik anlamlarının tespiti yapılmıştır. Ayrıca, söz konusu kültürlerde belirlenen sembolik anlamların ne ölçüde benzeştikleri ya da birbirlerinden ne denli uzaklaştıkları ortaya konulmuştur. İnceleme sonucunda, ak rengin bu iki kültürdeki sembolik anlamlarının çoğunlukla birbirleriyle benzeştiği, ancak az sayıda da olsa bazı farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Türk kültüründe ak rengin yalnızca olumlu anlamlar taşıdığı, Ruslarda ise beyazın hem olumlu hem de olumsuz anlamlarının olduğu saptanmıştır. Renklerin sembolik anlamları üzerine ülkemizde bu iki kültürü karşılaştıran nerdeyse hiçbir çalışmanın yapılamamış olması kültür bilimi ve anlam bilimi alanında ciddi bir boşluk meydana getirmiştir. Bu sebeple bu çalışma daha sonraki araştırmalar için bir ön adım olma niteliğindedir.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711368","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bu makaleyle yapılmak istenen, 20.yy felsefesinin öncü filozoflarından Gottlob Frege’nin, aritmetik önermeleri, sembolik bir mantık dili aracılığıyla formelleştirme girişiminin nişanesi olan formel mantık terminolojisini irdelemek ve ‘fonksiyon - argüman’ ayrımını yargılara nasıl uyguladığını serimlemektir. Öte yandan bu ayrım açısından önem arz eden ‘değer’ teriminin üç farklı anlamda kullanılmış olmasından doğan çelişkileri bertaraf edebilmek amacıyla ‘argüman değeri’, ‘fonksiyon değeri’ ve ‘doğruluk değeri’ kavramları arasındaki ayrım açıklanmaktadır. Bu ayrım nezdinde ‘değer’ teriminin üç farklı kullanımı, üç farklı terim üzerinden ifade edilmeye çalışılmaktadır. ‘Değer’, ‘fonksiyon değeri’ ve ‘doğruluk değeri’ kavramları yerine sırasıyla, ‘argüman’, ‘düşünce’ ve ‘gönderim’ kavramlarının kullanılması önerilmekte ve bu önerinin dayanakları açıklanmaktadır. Bahsi geçen konuya dair bir şeyler söyleyebilmek için filozofun, yargıları, formel mantık diliyle ifade etme tarzına ve fonksiyon-argüman ayrımına da değinilmesi gerektiği için ‘değer’ terimine dair terminolojik analize, bu konular özetlendikten sonra geçilecektir. Dolayısıyla bu makale, Frege terminolojisinde ‘değer’ teriminin taşıdığı farklı anlam ve işlevlerden doğabilecek bir belirsizliğin önünü almak üzere ‘fonksiyon-argüman’ ayrımını, ‘değer’ terimi rehberliğinde açıklamaktadır.
在这篇文章中,在20世纪哲学之前,戈特洛布·弗雷格的哲学、算术建议、符号逻辑方法来制定形式逻辑术语,这标志着试图制定,并展示了“函数-隐语”分离是如何应用于法官的。另一方面,解释了“arg value”、“function value”和“true value”之间的区别,以损害由te r m“value”引起的差异,这对这种区别很重要。在这种情况下,“价值”一词的三种不同用法旨在用三种不同的术语表示根据“函数值”和“真值”的值,提出了“argoman”、“thinking”和“send”的概念,并解释了这一概念的基础。为了对过去说点什么,哲学家、法官、形式逻辑表达方法和函数论证的划分,都会在“值”这个词被解决后传递。因此,本文解释了“函数自变量”指南中函数自变量和“值”一词之间的区别,以利用Frege术语中“值”这一术语可能产生的一定程度的不确定性。
{"title":"Frege Felsefesinde ‘Fonksiyon - Argüman’ Ayrımının Yargıdaki İşlevi ve ‘Değer’ Teriminin Çok Anlamlılığı Üzerine","authors":"Diler Ezgi Tarhan","doi":"10.21497/sefad.1218455","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218455","url":null,"abstract":"Bu makaleyle yapılmak istenen, 20.yy felsefesinin öncü filozoflarından Gottlob Frege’nin, aritmetik önermeleri, sembolik bir mantık dili aracılığıyla formelleştirme girişiminin nişanesi olan formel mantık terminolojisini irdelemek ve ‘fonksiyon - argüman’ ayrımını yargılara nasıl uyguladığını serimlemektir. Öte yandan bu ayrım açısından önem arz eden ‘değer’ teriminin üç farklı anlamda kullanılmış olmasından doğan çelişkileri bertaraf edebilmek amacıyla ‘argüman değeri’, ‘fonksiyon değeri’ ve ‘doğruluk değeri’ kavramları arasındaki ayrım açıklanmaktadır. Bu ayrım nezdinde ‘değer’ teriminin üç farklı kullanımı, üç farklı terim üzerinden ifade edilmeye çalışılmaktadır. ‘Değer’, ‘fonksiyon değeri’ ve ‘doğruluk değeri’ kavramları yerine sırasıyla, ‘argüman’, ‘düşünce’ ve ‘gönderim’ kavramlarının kullanılması önerilmekte ve bu önerinin dayanakları açıklanmaktadır. Bahsi geçen konuya dair bir şeyler söyleyebilmek için filozofun, yargıları, formel mantık diliyle ifade etme tarzına ve fonksiyon-argüman ayrımına da değinilmesi gerektiği için ‘değer’ terimine dair terminolojik analize, bu konular özetlendikten sonra geçilecektir. Dolayısıyla bu makale, Frege terminolojisinde ‘değer’ teriminin taşıdığı farklı anlam ve işlevlerden doğabilecek bir belirsizliğin önünü almak üzere ‘fonksiyon-argüman’ ayrımını, ‘değer’ terimi rehberliğinde açıklamaktadır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711458","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Bryan Magee’nin sıradışı bir üslupla kaleme aldığı Felsefenin Öyküsü, amatör veya profesyonel pek çok felsefe okuyucusuna hitap edebilecek bir anlatımla okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Her sayfasında farklı bir görselle desteklenen eser, bir yandan felsefeyi sürükleyici bir öykü tadında sunmakta, bir yandan da felsefenin sorularla yüklü doğasını koruyarak düşünmeye davet etmektedir. Orijinal adı The Story of Philosophy olan eser ilk bakışta İngilizce kaleme alınmış bir Binbir Gece Masalları’nı çağrıştırmakta, sayfalar ilerledikçe farklı bir ciddiyete bürünerek ülkeler arası politik meselelere kadar uzanmaktadır. Antik Yunan’da başlatılan felsefenin öyküsü, 20. yüzyıla kadar bir sinema şeridi gibi okuyucunun gözü önünden akıp gider. Sayfaların sağına soluna iliştirilen küçük notlar ve canlı imgeler felsefeyi fildişi kulede yapılan bir etkinlik olmaktan çıkararak üniversiteye yeni başlamış bir öğrencinin not defterinden alınmış gibi keyifli ve kolay anlaşılır bir hale getirmektedir. Öte yandan, tarihi sıralamayı takip etse de eserin ne kadar sistematik ilerlediği ve doyurucu bilgi verdiği tartışmaya açıktır. Filozofların kendine has felsefi terimlerini bulmanın neredeyse imkansız olduğu eser, günlük dile yakın bir şekilde sade ve basit anlatım tarzıyla özellikle felsefe ile yeni tanışacakları cezbetmeye namzettir.
哲学家、业余或专业读者Bryan Magee的故事正面临着一种说法,这种说法可能会让许多哲学家陷入不同寻常的境地。她的sayfasında farklıbir görselle desteklenen eser、bir yandan felsefeyi sürükleyici biröykütadındasunmakta、bir yan dan da felseffein sorularla yüklüdoğasınıkoruyarak düşünmeye davet etmektedir。《哲学的故事》(The Story of Philosophy)的原名是用英语称之为“二元之夜”(Binary Night Masalla),在这里,页面不断,涵盖国家之间的不同政治问题。哲学的故事始于20世纪的古希腊。它从读者眼前流出,就像几个世纪以来的电影院。与页面左侧相关的小笔记和现场照片使这所大学变得愉快和易于理解,就像一名学生的笔记本是从一所新大学到过滤塔中的一次活动中拍摄的一样。另一方面,很清楚这项工作的系统性以及它提供的信息是如何提供的。哲学家几乎不可能找到自己的哲学术语来惩罚他们,用一种简单明了的与哲学交流的方式,特别是用一种新的与哲学沟通的方式。
{"title":"Felsefenin Öyküsü","authors":"Rabia Dirican","doi":"10.21497/sefad.1218538","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218538","url":null,"abstract":"Bryan Magee’nin sıradışı bir üslupla kaleme aldığı Felsefenin Öyküsü, amatör veya profesyonel pek çok felsefe okuyucusuna hitap edebilecek bir anlatımla okuyucunun karşısına çıkmaktadır. Her sayfasında farklı bir görselle desteklenen eser, bir yandan felsefeyi sürükleyici bir öykü tadında sunmakta, bir yandan da felsefenin sorularla yüklü doğasını koruyarak düşünmeye davet etmektedir. Orijinal adı The Story of Philosophy olan eser ilk bakışta İngilizce kaleme alınmış bir Binbir Gece Masalları’nı çağrıştırmakta, sayfalar ilerledikçe farklı bir ciddiyete bürünerek ülkeler arası politik meselelere kadar uzanmaktadır. Antik Yunan’da başlatılan felsefenin öyküsü, 20. yüzyıla kadar bir sinema şeridi gibi okuyucunun gözü önünden akıp gider. Sayfaların sağına soluna iliştirilen küçük notlar ve canlı imgeler felsefeyi fildişi kulede yapılan bir etkinlik olmaktan çıkararak üniversiteye yeni başlamış bir öğrencinin not defterinden alınmış gibi keyifli ve kolay anlaşılır bir hale getirmektedir. Öte yandan, tarihi sıralamayı takip etse de eserin ne kadar sistematik ilerlediği ve doyurucu bilgi verdiği tartışmaya açıktır. Filozofların kendine has felsefi terimlerini bulmanın neredeyse imkansız olduğu eser, günlük dile yakın bir şekilde sade ve basit anlatım tarzıyla özellikle felsefe ile yeni tanışacakları cezbetmeye namzettir.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"49088747","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Çalışmanın amacı, çocukluk yaşamlarının büyük bir kısmını kurum bakımında geçiren kişilerin bakım süreci ve sonrası dönemde damgalanma deneyimlerini, damganın kendilerini konumlama biçimlerine etkisini ve damganın yarattığı sorunlarla başa çıkma stratejilerini incelemektir. Nitel yöntem ile tasarlanan çalışmada rastlantısal kartopu örnekleme tekniği kullanılmıştır. Uzun süreli kurum bakımında kalan 12 kişi ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmada öne çıkan sonuçlardan biri; boşanma, ebeveyn yokluğu ve yoksulluğu gibi nedenlerle kurum bakımına yerleştirilen çocuk/gençlere yönelik ön yargı, damgalayıcı ve dışlayıcı tutumların varlığıdır. Kurum bakımına yerleştirilen çocukların bu bakım türüne ilişkin hayatlarında yaşadıkları ilk dışlanmışlık deneyimleri, kendilerini biyolojik ailelerinden uzaklaştıran terk edilmişlik duygusudur. Ön yargılı ve damgalayıcı tutumlar, kurum bakım öyküsüne sahip katılımcıların bakım sürecinde ve sonrasında karşı karşıya kaldıkları önemli bir sosyal problemi oluşturmaktadır. Kurumdan ayrıldıktan sonra damgalanıp dışlanmanın en yoğun yaşandığı alan, iş piyasası olmuştur. Katılımcılar kurum dışı hayatlarında dışlanmaktan kaçınmak için kurumda yetişmiş olduklarını gizlemişler ve sosyal iletişimlerini sınırlandırmışlardır. Katılımcılar açısından damgalanıp dışlanma, kurum bakımında yetişen çocuk/gençlerin hatalarının değil toplumun ayırıcı bakış açısının bir yansımasıdır. Kurum bakımına yerleştirilen çocukların kendilik algısının kurum bakım sürecinden nasıl etkilendiğini anlayabilmek açısından boylamsal çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Çalışmanın amacı,çocukluk yaşamlarının büyük bir kısmınşkurum bakımında geçiren kişilerin bakşm süreci ve sonrasıdönemde damgalanma deneyimlerini,damganın kendilerini konumlama biçimlerine etkisini ve damganın yarattığ。Nitel yöntem ile tasarlanançalışmada rastlantısal kartopuörnekleme tekniği kullanılmı。对与其余12个组织的会议结果中获得的数据的分析已用于内部分析的分析。工作成果之一;离婚、父母缺乏和贫困是被安置在政府领域的儿童/年轻人在司法前、戏剧性和法外行为的存在。这是外国第一次将儿童从亲生家庭中抛弃。司法前和损害行为是参与者在管理过程中面临的一个重要社会问题,随后会遇到组织。在他离开大楼后,他变成了一个商业市场,在那里他被淹死了。参与者限制了他们的隐私和社交,以避免非政府生活被驱逐。参与者是社区分离主义观点的一部分,而不是在政府领域长大的儿童/年轻人的错误。为了了解儿童如何受到机构自我认知的影响,建议他们开展抵制活动,以了解他们如何受到机构管理过程的影响。
{"title":"Kurum Bakımında Yetişmiş Kişilerde Damgalanma","authors":"Ayten KAYA KILIÇ, S. Uğur","doi":"10.21497/sefad.1218447","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218447","url":null,"abstract":"Çalışmanın amacı, çocukluk yaşamlarının büyük bir kısmını kurum bakımında geçiren kişilerin bakım süreci ve sonrası dönemde damgalanma deneyimlerini, damganın kendilerini konumlama biçimlerine etkisini ve damganın yarattığı sorunlarla başa çıkma stratejilerini incelemektir. Nitel yöntem ile tasarlanan çalışmada rastlantısal kartopu örnekleme tekniği kullanılmıştır. Uzun süreli kurum bakımında kalan 12 kişi ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmada öne çıkan sonuçlardan biri; boşanma, ebeveyn yokluğu ve yoksulluğu gibi nedenlerle kurum bakımına yerleştirilen çocuk/gençlere yönelik ön yargı, damgalayıcı ve dışlayıcı tutumların varlığıdır. Kurum bakımına yerleştirilen çocukların bu bakım türüne ilişkin hayatlarında yaşadıkları ilk dışlanmışlık deneyimleri, kendilerini biyolojik ailelerinden uzaklaştıran terk edilmişlik duygusudur. Ön yargılı ve damgalayıcı tutumlar, kurum bakım öyküsüne sahip katılımcıların bakım sürecinde ve sonrasında karşı karşıya kaldıkları önemli bir sosyal problemi oluşturmaktadır. Kurumdan ayrıldıktan sonra damgalanıp dışlanmanın en yoğun yaşandığı alan, iş piyasası olmuştur. Katılımcılar kurum dışı hayatlarında dışlanmaktan kaçınmak için kurumda yetişmiş olduklarını gizlemişler ve sosyal iletişimlerini sınırlandırmışlardır. Katılımcılar açısından damgalanıp dışlanma, kurum bakımında yetişen çocuk/gençlerin hatalarının değil toplumun ayırıcı bakış açısının bir yansımasıdır. Kurum bakımına yerleştirilen çocukların kendilik algısının kurum bakım sürecinden nasıl etkilendiğini anlayabilmek açısından boylamsal çalışmaların yapılması önerilmektedir.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711442","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
A considerable amount of research has already established that academic writing is an interactive accomplishment, the success of which largely depends on appropriate writer-reader relationship. Yet, the nature of this relationship has been the subject of few studies. Also scarce are the studies on how academic writers address the needs of their readers and so, through elaboration, manage their interactions with them. Drawing on a corpus of 68 research articles (RAs) from the field of applied linguistics, this study explores how experienced writers (EWs) and novice writers (NWs) elaborate their ideas in their RAs to address their readers’ needs, and in so doing, manage their relations with them. Analysis of the corpus revealed that reformulation and exemplification, complex features of academic writing, serve important rhetorical functions. The results also show that these two groups of writers manage writer-reader relationship differently, differing in the type, number, (un)even distribution, and use of code glosses. These results are discussed, and pedagogical implications are offered.
{"title":"Communicative Functions of Code Glosses in Academic Discourse","authors":"H. Kafes.","doi":"10.21497/sefad.1218358","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218358","url":null,"abstract":"A considerable amount of research has already established that academic writing is an interactive accomplishment, the success of which largely depends on appropriate writer-reader relationship. Yet, the nature of this relationship has been the subject of few studies. Also scarce are the studies on how academic writers address the needs of their readers and so, through elaboration, manage their interactions with them. Drawing on a corpus of 68 research articles (RAs) from the field of applied linguistics, this study explores how experienced writers (EWs) and novice writers (NWs) elaborate their ideas in their RAs to address their readers’ needs, and in so doing, manage their relations with them. Analysis of the corpus revealed that reformulation and exemplification, complex features of academic writing, serve important rhetorical functions. The results also show that these two groups of writers manage writer-reader relationship differently, differing in the type, number, (un)even distribution, and use of code glosses. These results are discussed, and pedagogical implications are offered.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"49093838","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Toplumların evrimlerini düşündüğümüzde; demokrasi sistemleri, toplumsal bilinçleri, inanç sistematikleri, eğitimleri, kültürleri, sorun çözme yöntemleri vb. farklılık arz etmesine rağmen, modern ve gelişmiş toplumlar ile gelişmekte olan toplumların benzer sorunlar karşısında benzer çözüm yollarına gittiğini görmekteyiz. Demokrasilerin toplumlar tarafından sindirilmesi ve demokrasi kültürünün yerleşmesi kolay olmamakta ve birçok defa demokrasilerden geri dönüşler yaşanmaktadır. Ancak belli bir olgunluğa gelmiş olan demokratik sistemlerde ve demokrasileri gelişim aşamasında olan sistemlerde nasıl oluyor da bir sorun karşısında benzeri sonuçlar ortaya çıkıyor? Çalışmada bu durumun popülizm ile ilişkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Tanımlanması ve genel hatlarının çizilmesi çok zor olan popülizmin kavramsal tanımlanması yapılmaya çalışılmıştır. Popülizmin gerçek hayatta genellikle sağ popülizm şeklinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, çalışma popülizm ve faşizm arasındaki ilişkiye de büyük önem vermektedir. Makalenin dikkat çektiği hususlardan bir diğeri ise liberal demokrasinin krizi içerisinde popülizmin oynadığı kritik roldür. Elitlere karşı halkı iktidara çağıran popülizm liberal dünyanın meşruiyet krizini çözme noktasında başarısız olsa da, demokrasiye yeni bir ivme kazandırma noktasında anlamlı sonuçları içerisinde barındırmaktadır.
当我们思考社会的演变时,我们看到,民主制度、社会科学、信仰制度、教育、文化、解决问题等都面临着与现代和先进社会发展的社会类似的解决方案。民主党人一直受到社会的驱动,民主文化并不容易稳定下来,有时民主党人会回归。但是,民主制度和民主国家中的制度会发生什么,这些制度从某个时代开始出现,并且在应对问题时会产生类似的后果?在工作中,人们调查了与民粹主义的关系。一般界限的定义和绘制是为了使民粹主义的概念定义变得非常困难。当政治在现实生活中被普遍视为右翼政治家时,民众和法西斯主义之间的关系也很重要。这篇文章关注的一件事是自由民主在危机中发挥的关键作用。Elitlere karşıhalkıiktidaraçağıran popülizm自由派dünyanın meşruiyet kriziniçözme noktasında başarısız olsa da,demokrasiye yeni bir ivme kazandırma noktasşnda anlamlısonuçlarıiçerisinde barındırmaktadır。
{"title":"Demokrasinin Güncel Tehdidi: Popülizm","authors":"Atıf Çi̇çekli̇, Aylin Çi̇çekli̇","doi":"10.21497/sefad.1218430","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218430","url":null,"abstract":"Toplumların evrimlerini düşündüğümüzde; demokrasi sistemleri, toplumsal bilinçleri, inanç sistematikleri, eğitimleri, kültürleri, sorun çözme yöntemleri vb. farklılık arz etmesine rağmen, modern ve gelişmiş toplumlar ile gelişmekte olan toplumların benzer sorunlar karşısında benzer çözüm yollarına gittiğini görmekteyiz. Demokrasilerin toplumlar tarafından sindirilmesi ve demokrasi kültürünün yerleşmesi kolay olmamakta ve birçok defa demokrasilerden geri dönüşler yaşanmaktadır. Ancak belli bir olgunluğa gelmiş olan demokratik sistemlerde ve demokrasileri gelişim aşamasında olan sistemlerde nasıl oluyor da bir sorun karşısında benzeri sonuçlar ortaya çıkıyor? Çalışmada bu durumun popülizm ile ilişkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Tanımlanması ve genel hatlarının çizilmesi çok zor olan popülizmin kavramsal tanımlanması yapılmaya çalışılmıştır. Popülizmin gerçek hayatta genellikle sağ popülizm şeklinde gerçekleştiği göz önüne alındığında, çalışma popülizm ve faşizm arasındaki ilişkiye de büyük önem vermektedir. Makalenin dikkat çektiği hususlardan bir diğeri ise liberal demokrasinin krizi içerisinde popülizmin oynadığı kritik roldür. Elitlere karşı halkı iktidara çağıran popülizm liberal dünyanın meşruiyet krizini çözme noktasında başarısız olsa da, demokrasiye yeni bir ivme kazandırma noktasında anlamlı sonuçları içerisinde barındırmaktadır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711920","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
This research article highlights that postmodern era after the modern period causes fragmentation because of the existence of alienation and isolation senses in family units and ends up undesirable failure in children’s educational process as reflected in American writer Ann Tyler’s Teenage Wasteland. Thereby, these are concurrently the basics of modernism that destructs human lives. Similar to T. S. Eliot’s The Waste Land, Tyler emphasizes the existence of a dramatic monologue deriving from the disillusionment in the infertile land and the alienation in social living. Tyler specifies the presence of a meaningless life and alienation for children. At the same time, Tyler concerns how parents become unable to deal with their children in their intensive working life. She hints that children become unsuccessful in their educational process due to their parents’ intensive working. Therefore, the teenager and his parents have mutual lack of communication in their alienated worlds. A “wasteland” in the target short story implies having the sense of loneliness which causes failure in children’s educational world and rises the disturbance in family units. Accordingly, family members are the victims of their working life and embrace the senses of alienation and isolation in their inner worlds. Therefore, this article will pursue a psychoanalytical consideration in the selected short story.
{"title":"Alienation in Families and the Breakdown in Children’s Educational Process: Ann Tyler’s Teenage Wasteland (1983)","authors":"Zennure Köseman","doi":"10.21497/sefad.1218404","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218404","url":null,"abstract":"This research article highlights that postmodern era after the modern period causes fragmentation because of the existence of alienation and isolation senses in family units and ends up undesirable failure in children’s educational process as reflected in American writer Ann Tyler’s Teenage Wasteland. Thereby, these are concurrently the basics of modernism that destructs human lives. Similar to T. S. Eliot’s The Waste Land, Tyler emphasizes the existence of a dramatic monologue deriving from the disillusionment in the infertile land and the alienation in social living. Tyler specifies the presence of a meaningless life and alienation for children. At the same time, Tyler concerns how parents become unable to deal with their children in their intensive working life. She hints that children become unsuccessful in their educational process due to their parents’ intensive working. Therefore, the teenager and his parents have mutual lack of communication in their alienated worlds. A “wasteland” in the target short story implies having the sense of loneliness which causes failure in children’s educational world and rises the disturbance in family units. Accordingly, family members are the victims of their working life and embrace the senses of alienation and isolation in their inner worlds. Therefore, this article will pursue a psychoanalytical consideration in the selected short story.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":" ","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"49534349","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Gypsies are an important ethnic group both in Pakistan and Turkey. They are in a more disadvantaged position as compared to other segments of society in areas such as housing, work, health, and education. In this study, employment opportunities and access to health services of gypsies living in Pakistan and Turkey are explored. The researchers delimited the study only to areas of employment and health sectors in both countries, with the aim to comparatively analyze the situation of Gypsies’ access to these services. In the study, qualitative research design and in-depth interview technique were used to collect data from respondents. The interviews were conducted with a total of 14 people (7 participants from Pakistan and 7 from Turkey respectively) including both male and female. According to the findings of the study, Gypsies both in Pakistan and Turkey are mostly excluded from employment opportunities and are pushed to work in informal sectors. Their access to health services is also very limited due to their housing conditions and active lifestyle. However, it has been observed that the conditions of Gypsies in Turkey were found better than the Pakistani ones in terms of employment opportunities and access to health services.
{"title":"A Comparative Analysis of Gypsies’ Access to Employment Opportunities and Health Services in Pakistan and Turkey","authors":"Muhammad Suliman, Reşat Açikgöz","doi":"10.21497/sefad.1218484","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218484","url":null,"abstract":"Gypsies are an important ethnic group both in Pakistan and Turkey. They are in a more disadvantaged position as compared to other segments of society in areas such as housing, work, health, and education. In this study, employment opportunities and access to health services of gypsies living in Pakistan and Turkey are explored. The researchers delimited the study only to areas of employment and health sectors in both countries, with the aim to comparatively analyze the situation of Gypsies’ access to these services. In the study, qualitative research design and in-depth interview technique were used to collect data from respondents. The interviews were conducted with a total of 14 people (7 participants from Pakistan and 7 from Turkey respectively) including both male and female. According to the findings of the study, Gypsies both in Pakistan and Turkey are mostly excluded from employment opportunities and are pushed to work in informal sectors. Their access to health services is also very limited due to their housing conditions and active lifestyle. However, it has been observed that the conditions of Gypsies in Turkey were found better than the Pakistani ones in terms of employment opportunities and access to health services.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68711503","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}
Türkler İslamiyete girdikten sonra halka İslam dininin kaidelerini, ibadetlerini, yasaklarını öğretmek ve sevdirmek amacıyla telif ve tercüme eserler kaleme almışlardır. Bu durum kimi zaman İslam dininin öne çıkan şahsiyetlerinin hayatlarından kesitler sunularak yapılmıştır. Genellikle kim tarafından yazıldığı bilinmeyen halkın ortak malı kabul edilen destanlar, halk hikâyeleri bu amaçla yazılmış türlerin başında gelir. Kısa olmalarından dolayı mecmualarda karşımıza çıkan hikâye ve destanlar, konuları bakımından benzer olmakla birlikte müellif ve müstensihin kendi ağız özellikleri ya da ağız bölgesine göre ses, şekil ve söz varlığı gibi hususlarda farklılıklar gösterebilmektedir. Çalışmamıza konu olan ve Dâstân-ı İbrâhîm adıyla kaleme alınan bu eserde İbrahim’in kısa ömrü ve Hz. Peygamber’in bu olay karşısındaki hissiyatı anlatılmıştır. Yazma, Paris Biblioteque Nationale 252 numarada kayıtlı bir mecmuanın 7a-11b varakları arasında yer almaktadır. Eser, katalog bilgilerine göre 17. yüzyıla tarihlendirilse de dil hususiyetleri açısından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi özellikleri taşımaktadır. Bu araştırmada eser tanıtılarak Türk dilinin tarihsel gelişimi üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır.
{"title":"Kırşehirli ‘Îsa’ya Ait Yeni Bir Dâstân-ı İbrâhîm Nüshası ve Dili","authors":"M. Yasti, A. Tursun","doi":"10.21497/sefad.1218364","DOIUrl":"https://doi.org/10.21497/sefad.1218364","url":null,"abstract":"Türkler İslamiyete girdikten sonra halka İslam dininin kaidelerini, ibadetlerini, yasaklarını öğretmek ve sevdirmek amacıyla telif ve tercüme eserler kaleme almışlardır. Bu durum kimi zaman İslam dininin öne çıkan şahsiyetlerinin hayatlarından kesitler sunularak yapılmıştır. Genellikle kim tarafından yazıldığı bilinmeyen halkın ortak malı kabul edilen destanlar, halk hikâyeleri bu amaçla yazılmış türlerin başında gelir. Kısa olmalarından dolayı mecmualarda karşımıza çıkan hikâye ve destanlar, konuları bakımından benzer olmakla birlikte müellif ve müstensihin kendi ağız özellikleri ya da ağız bölgesine göre ses, şekil ve söz varlığı gibi hususlarda farklılıklar gösterebilmektedir. Çalışmamıza konu olan ve Dâstân-ı İbrâhîm adıyla kaleme alınan bu eserde İbrahim’in kısa ömrü ve Hz. Peygamber’in bu olay karşısındaki hissiyatı anlatılmıştır. Yazma, Paris Biblioteque Nationale 252 numarada kayıtlı bir mecmuanın 7a-11b varakları arasında yer almaktadır. Eser, katalog bilgilerine göre 17. yüzyıla tarihlendirilse de dil hususiyetleri açısından Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi özellikleri taşımaktadır. Bu araştırmada eser tanıtılarak Türk dilinin tarihsel gelişimi üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır.","PeriodicalId":40468,"journal":{"name":"Selcuk Universitesi Edebiyat Fakultesi Dergisi-Selcuk University Journal of Faculty of Letters","volume":"1 1","pages":""},"PeriodicalIF":0.1,"publicationDate":"2022-12-25","publicationTypes":"Journal Article","fieldsOfStudy":null,"isOpenAccess":false,"openAccessPdf":"","citationCount":null,"resultStr":null,"platform":"Semanticscholar","paperid":"68710945","PeriodicalName":null,"FirstCategoryId":null,"ListUrlMain":null,"RegionNum":0,"RegionCategory":"","ArticlePicture":[],"TitleCN":null,"AbstractTextCN":null,"PMCID":"","EPubDate":null,"PubModel":null,"JCR":null,"JCRName":null,"Score":null,"Total":0}